31 Ağustos 2008 Pazar

23 antipatik frontman

Yine bir liste geldi elime. Metromix adlı müzik dergisi rock müzik dünyasındaki 23 sevilmeyen, rahatsız edici vokallerin listesini yapmış. Şöyle bi değerlendirelim.

23. Gerard Way (My Chemical Romance) - Tamam bunda hemfikiriz dergiyle. Daha emo görünümlü bir Freddie Mercury taklidi olamaz. Özellikle saçları beyaza boyatınca bir felaket oldu bu genç arkadaşımız.

22. Conor Oberst (Bright Eyes) - Fazla mıy mıy değil mi. Hele yeni Bob Dylan yakıştırmaları biraz ağır kaçmıyor mu! Son sıralar için uygun bi seçim.

21. Paul Banks (Interpol) - Dergi Joy Division'un Ian Curtis'ine öykündüğü için çok eleştirmiş öncelikle. Bir de çok kokain kullanmasına laf etmişler. Tamam onayladım o zaman.

20. Anthony Kiedis (RHCP) - Benim çok sevdiğim bir frontmandir Kiedis, sahnede içinden geldiği gibi davranıyor. Ama tamam kabul nu-metal akımına çok kaptırdı bi ara kendisini, Fred Durst veya Papa Roach adamı adı neyse işte ondan pek farkı kalmadı hip hop konusunda. Mikrofonu kendisine yapıştırması çok klasik, bir de sadece 5 notadan şarkı söylüyor. Üzücü bi not tabi ama (tabi dalga geçmiş de olabilir) bir röportajında küçükken bir kamyoncunun tecavüzüne uğradığını açıklamıştı.

19. Adam Levine (Maroon 5) - Dergiden bağımsız yazacağım buna zaten yeterince antipatik çünkü. Küçük Justin diyebilir miyim bu çocuğa? Bal gibi derim. Yo hayır kıskanmıyorum, kıskanacak olsam daş gibi kemirını götüren Justin'i kıskanırım. Küçük Jamiroquai da diyebilirim bu adama, zaten rockla pek ilgileri kalmadı, gitsin Rihanna'yla sevişsin.

18. Ed Kowalczyk (Live) - Bu adamların müziğini hiç dinleyesim gelmedi şu ana kadar açıkçası. Derginin bahanesi şarkı sözlerinde kendisini sürekli Tanrı gibi göstermesiymiş. Olurumu aldı.

17. Sting - The Police'in ekmeğini çok yediği için çok eleştirmiş dergi. Bir de tamamen sakallı son imajını beğenmemişler. Ben de desert rose aleyyeleee demek istiyorum.

16. Thom Yorke - Thom Yorke'un ağıtlarından bıkmış adamcağızlar. Haklılar da biraz. Zaten son dönemde başta Noel Gallagher ve ben (ehehoko) olmak üzere bi sürü müzisyen tarafından uyuzlukla itham edildiler.

15. Chester Bennington (Linkin Park) - Bu adamlar da bitti be güzelim. Boğazını yırtarca bağırması da ayrı bi rahatsızlık verici. Teenager grubu olarak kaldılar, yazık. “I don’t know why I instigate/And say what I don’t mean.” Crowd surfing mi yapacaktık, sarılıp ağlayacak mıydık. Geçtim.

14. Eddie Vedder (Pearl Jam) - Bir jenerasyonun tetanozmuşcasına kalın sesle (Lifehouse'undan Creed'ine) kendisini taklit ederek şarkı söylemesine yol açtı. Daha kötü ne olabilir! (Daha güzel sebepler bulabilirlerdi, bu adam antipatiğin kralı bence)

13. Pete Doherty - Bu adamın Amy Winehouse'la kanka olduğunu bilmeyen var mı? Ya da ne kadar uyuşturucu bağımlısı olduğunu? Peki kaç kişi bu adamın gruplarının ismini hatırlıyor? Ayık gel Pete.

12. Vince Neil (Motley Crue) -Adam sahnede kendi grubunun tur tişörtünü giyiyormuş ya hu şaka gibi. 95'ten beri de adam gibi şarkı söyleyememesi büyük kusuruymuş, affetmiyoruz.

11. Chad Kroeger (Nickelback) - Gören de gerçekten Nickelback'i dünyanın en iyi grubu sanacak bu adamın tavırlarından. Afedersiniz ama bi hassiktir ordan. Allahın tipsizi. (Eheh)

10. Chris Martin - Chris daha Bono olmana çok var bu kadar kasma kendini. Zaten bu kötüye doğru giden albüm çizginle nereye Bono oluosun bilmiyorum! Bir de son albümdeki militarist kıyafetler nedir Allahaşkına, adam gibi bi stilist bul Chris!

9. Adam Duritz (Counting Crows) - Adam (gerçekten Adam) Jennifer Aniston, Courteney Cox, Joanna Going ve Monica Potter'la çıkmış hala kaybedenleri oynuo. Aş bunları Adam. Bi de bıkmadın mı o pis saçlardan!

8. Tom DeLonge - Bu adam Blink davasını niye sattı anlamadım. Sonraki grubuyla daha mı farklı bişeyler yaptılar sanki. Valla Travis ve Mark'ın grubu +44 daha başarılı, en azından Weatherman gibi bi şarkıları var. Angels & Airwaves dünyanın en büyük grubu olacakmış söylediğine göre, Blink kadar olamazsa şaşırmam.

7. Scott Weiland - Stone Temple Pilots ve Velvet Revolver'da istikrarsız oluşundan yerin dibine sokup çıkarmışlar. Bir şarkısı diğer şarkıyı tutmuyor demişler, birinde bu Zeppelin şarkısı mı diye sorgularken diğerinde Guns'n'Roses olduğuna emin olabiliyorlarmış. Ayrıca uyuşturucu havuzunda yüzüyormuş öğrendiğim kadarıylan.

6. Axl Rose - Bu adamı ben ilk sıraya koyardım derginin yerinde olsam. 14 yılı aşkın bir albüm çıkaracaklar, afedersiniz kimsenin sikinde değil artık unutulup gitmiş adamlar, bunlar hala dünyayı yaratmış triplerde. Chinese Democracy'nin nete düşmesine neden olan blogcuyu da tutuklattırdılar, herkes bu blog işlerini bıraksak mı havasında, ayrı bi gıcığım, albümünü bi kere dinleyen top olsun.

5. Dave Matthews - Ka-tıl-mı-yo-rum! Sebepleri egomanyak olması falan filanmış, siktirin ordan. Kaç tane adam kaldı bu kadar istikrarlı ve güzel müzik yapan, adam başlı başına bir efsane.

4. Billy Corgan - Buna da katılmayabilirdim ama Smashing Pumpkins'ı kendi sorunları için bi dağıtıp bir birleştiren bu adam bu sırayı haketmese de antipatiklik listeme giriyor. Bugüne kadar arkadaşlarıma pek sevdiremesem de Pumpkins her zaman özel bi grup benim için.

3. Bono - Gözlük koleksiyonunu satsa Afrika'yı kalkındırır demişler. Buna da kocaman bir hassiktir çekmek istiyorum. Thom Yorke Bono'yu Amerika'nın kıçını yaladığı için yerin dibine sokmuştu geçenlerde ama kendisine Bono'nun röportajlarından derlenen kitabı okumasını tavsiye ederim. Kimse Afrika'ya bugüne kadar Amerika'dan bir anda 3 milyar dolar koparamamıştır ondan başka, Thom Yorke Bush'a ancak uzaktan sövmeye kassın. Birileri dünyayı daha eşit bir yer yapmaya çalışıyor, ergenler gibi davranmaktan öte.

2. Fred Durst - Bir tane Axl Rose varken diğeri hiç çekilmiyor açıkçası. Limp Bizkit'in mükemmel (!) son albümü tutmayınca Wes, Marlyin Manson'un yanına kaçtı zaten. Kendisi futbolla ilgili şaheser (!) bir film çekiyormuş. Amerika'da boş beleş adamlara iş çok zaten.

1. Scott Stapp - Scott'ı sevdiğim için yorumu derginin ağzından yazıyorum, gerçekten bir başarı öyküsü. (ahah)

Berbat şarkıcı, tamam. Boğulmuş, drama dolu şarkılar, okey. Kid Rock ayarında porno yıldızlığı, tamam. İçkili bir şekilde diğer gruplarla kavgalar, bu da tamam. Myspace'inde korkunç bir U2 coverı, tamam. Gerçekten bütün dallarda aşmış bir frontman Scott, tebrikler. 2 numaradaki Fred Durst'ten bile şu damgayı yiyebilmiş adam; sikilmiş gerizekalı!

28 Ağustos 2008 Perşembe

The Killers live at London, 2007


The Killers'ın albüm hazırlığında olduğunun haberini uçurmuştum. Arayı soğutmadan Amerikalı çocukların geçen ekimde Londra'da verdikleri konseri de ekleyelim.

Tracklist:
01 Intro (2:25)
02 Sam's Town (4:41)
03 Interlude (0:50)
04 When You Were Young (3:55)
05 Bones (5:23)
06 Somedoby Told Me (3:22)
07 Smile Like You Meant It (4:44)
08 Jenny Was A Friend Of Mine (4:35)
09 Tranquilize (3:56)
10 This River Is Wild (5:00)
11 Read My Mind (4:42)
12 Mr. Brightside (6:17)
13 My List (4:46)
14 Can't Take My Eyes Off You (1:17)
15 Shadowplay (4:35)
16 For Reasons Unknown (3:34)
17 All These Things That I've Done (8:00)

indir

If There's Any Justice

If there's any justice in the world,
I would be your man,
You would be my girl,
If i'd found you first you know its true,
He would be alone,
I would be with you.
When you decide, dont let me down,
Coz there's nothing to be certain in my life,
And you've seen a thousand times
There's not much justice in the world
If there's any justice in your heart,
You love really changed,
Ease it into heart,
Why dont you remember how it feels,
Not to give a damn,
For anyone but me
I cant believe you'd be decieved,
Changing memories from truth to fantasy,
Where there's nothing left but tears,
there's not much justice in the world
Just because he's wrapped around your finger,
Don't fool yourself with dreams that might appear,
everytime you'll stop and trust your feelings,
The truth is out there somewhere
It's just blowing in the wind
If there's any justice in the world,
I would be your man,
You would be my girl,
If i'd found you first you know its true,
He would be alone,
I would be with you,
When you decide, dont let me down,
Coz there's nothing to be certain in my life,
And you've seen a thousand times
There's not much justice in the world
If I should lose you girl you know,
That theres not much justice in the world

James Blunt - If There's Any Justice (Acoustic)

27 Ağustos 2008 Çarşamba

Kings Of Leon - Sex On Fire

Bloc Party @ BBC6



Hell yeah! diyorum, Mercury ve Flux arka arkaya!

Anathema - Hindsight

Türkiye'deki hayran kitlesi yurtdışına göre hatta kendi ülkelerine göre bile daha fazla olan gruplar var. Ha bence bu çok şık bir durum Türk dinleyicisi için. İngilizler hala Starsailor'ın kim olduğunu pek idrak edememiş durumda, JJ72'nun varlığına belki grup dağılınca vardılar ya da varmadılar, Muse'u Black Holes and Revelations albümüyle tanıyan bi millet gerçi bunlar, ne desek boş.

Anathema da bu gruplardan biri. Türkiye turnesi yapacak kadar sevdi adamlar bizi, kendi bir çok grubumuzdan, şarkıcımızdan fazla konser vermişlerdir belki şu ana kadar. Bu durumdan hayli memnunuz tabi, bir çok grubu Türkiye sınırlarında görememişken, kimileri tenezzül etmezken böyle adamların varlığı mutlu ediyor bizleri.

Neyse asıl konumuza geçelim, Anathema Hindsight adlı bir akustik albüm çıkardı. Beni çok mutlu eden bir şeydir, bildiğimiz şarkıların birinci kalitede akustik versiyonlarını sahiplerinden dinlemek. 9 akustiğin yanına bir de Unchained (Tales Of The Unexpected) adlı yeni bir şarkı yerleştirmişler. Tebrik ediyoruz, ayrıca haberimin olmasını sağladığı için punkreas'a bir selam çakıyorum, bir de akustik koyuyorum bu albümden.

Angelica acoustic indir.

The Killers Kasıma hazır!

The Killers oldukça güzel bir ay geçiriyor desek yalan olmaz. Nike'ın olimpiyatlar için reklamlarında Killers şarkısı All These Things I've Done'ı kullanması ceplerini doldurmuştur muhtemelen. Brandon Flowers da NME'ye verdiği demeçte albümü Kasıma yetiştireceklerini açıklamış. Albümün adının Day and Age olduğu bilgisini de vermiş Brandon. Bir kaç da şarkı ismi vermiş; Goodnight Travel Well, Joyride, Neon Tiger, I Can't Stay ve Losing Touch.

Benden size güzellik de Radio 1 için çaldıkları Mr.Brightside akustik performansı olsun. İndir.

26 Ağustos 2008 Salı

Gözlüklü starlar

Şapkasız çıkmam abi'nin başka bir versiyonu bu da. VH1 adlı güzide kanal müzik dünyasının gelmiş geçmiş en cool güneş gözlüklüleri için bir sıralama yapmış.

10 - Lenny Kravitz
9 - Layne Stales (Alice In Chains)
8 - Tiga
7 - Bono
6 - Genesis
5 - ZZ Top
4 - Kanye West
3 - Ray Charles
2 - Carlos Santana
1 - Stevie Wonder

Ben de 2 tane ekleyim bu güzide listeye; Kid Rock ve Kelly Jones.

Last.fm'de en çok silinenler!

Last.fm'de istenmeyen skropların nereye gitttiğini merak ettiniz mi hiç? Last.fm herşeyin listesini yaptığı gibi bunları da es geçmemiş listelerini tutmuş. İşte en çok skroplanması istenmeyen şarkı ve şarkıcılar:

Şarkılar:
1. Britney Spears - Piece Of Me
2. Nelly Furtado - Say It Right
3. Britney Spears - Gimme More
4. Amy Winehouse - Rehab
5. Avril Lavigne - Girlfriend

Artists:
1. [unknown]
2. The Beatles
3. Radiohead
4. Britney Spears
5. Avril Lavigne

25 Ağustos 2008 Pazartesi

Gwen'den 2. geldi!

Yok yok bu sefer bir albüm değil, Gwen nurtopu gibi bir çocuk daha dünyaya getirdi. No Doubt'ın 38 yaşındaki kraliçesi, aynı zamanda kendi ayakları üzerinde harika yürürken Gavin Rossdale abimizle harika evliliğinin 2. meyvesini de kollarına aldı. Kingston adında bir erkek çocukları daha bulunan çift yeni oğullarına Zuma Nesta Rock ismini koymuş. Gwen'in o harika bir baba diye nitelendirdiği Gavin ise ''Biz erkekler işin genelde keyfine bakıyoruz, bir insana can veren kadınlar bütün fiziksel ağırlığı taşıyorlar. Gwen'e elimden geldiğince yardımcı olacağım..'' demiş. Allah analı babalı büyütsün diyorum ve Bush'tan bir klasik gelsin istiyorum çifte: Inflatable

Sabah Şekeri #7

7 uğurlu rakamım, öyleyse bu sabah özel bi' hatun gelsin. Natalie Portman'a her başka filminde ayrı ayrı aşık oluyorum. Gerçekten özene bezene yapılmış bir dizaynı var, ne desek boş.. Ayrıca oldukça sofistike olduğunu bilmeyen yok, böyle sevgili dostların başına :)

24 Ağustos 2008 Pazar

Enjoy The Ride


but oh the road is long
the stones that you are walking on
have gone
with the moonlight to guide you
feel the joy of being alive
the day that you stop running
is the day that you arrive
and the night that you got locked in
was the time to decide
stop chasing shadows
just enjoy the ride

Mutsuzluk


Bu postun zamanı gelmişti. Kişisel şeyleri ortalığa sermeyi sevmesem de içimi dökebildiğim tek yer burası olduğu için konseptin içine sıçıyorum evet.

Müzik ne kadar yara sarıcı olursa olsun bazı yaraları ameliyatlar bile iyileştirmiyor. Önümde kanlı canlı 4 sene sonraki halimi gördüm bu dönem ve onun neşesini, bütün bitikliğine rağmen kaybolmayan inancını görünce ne kadar saf olduğumuzu anladım. Bana hala keyif aldığın bir şeyler var, kimse okumasa da blog yazacak kadar inancın var, bende o da kalmadı dedi. 27 yaşındayım hayaller benim yaşım için oldukça geçkin dedi. Haklıydı, ben de 27 yaşımda kendime benzeyen birini gördüğüm zaman birisine bunu söyleyeceğim. Belki de olmak istediğim Kurt Cobain akibetini en azından bir şekilde paylaşırım. :) Bak hala neşem var.

Moralsizim, yitiğim, mutsuzum, hava çok sıcak, bütün bir yazımı yine kıçımı yırtarak yaz okuluna ayırdım ve 1 puan için orospu çocuğunun teki bütün emeğimi piç etti, karmaya inanarak koca 1 yıldır (geçen ağustosta yaptığım büyük hatadan beri) karıncayı bile incitmedim ama karşılığında umduğumun yarısını bile bulamadım, bulduğumu sandığım şeylerin de ne kadar kötü olduğunu gözlerim göremedi, teenager gibi ağlayıp sızlanıyorum, yardım edecek kimse yok, uyuyamıyorum, siktir olup gitmek istiyorum.

Tamam, tamam, en azından bu bloga haksızlık etmeyim. Burada bu yazıdan başka mutsuzluk istemiyorum. Ortalık bu kadar mutsuzluk doluyken burası da eksik kalsın. En azından saçlarım havalı. Ailem hiç olmadığı kadar destek görünüyor. İyi olacağım söz. 3 aydır umutsuzlukları düşünmemeyi başardım en azından buna devam edebilirim, gereksiz insanları da atarak bi temizlik yapabilirim. Evet. Devam.

23 Ağustos 2008 Cumartesi

The Kooks - Sway



Youtube yasağını aştık ya hemen brand new The Kooks videosu Sway'i koyalım misler gibi izleyelim.

Youtube Jacker

Yasakçı zihniyetin 3 aydan fazla süredir kapalı tuttuğu Youtube için tunnelleri kullanmak iyi bir çözüm oldu bugüne kadar fakat pop-uplarıdır, yeni site açmaktır, yavaş hızıdır, şudur budur derken hiç tat alamıyorum açıkçası. Kötü bir tarafı da bloglardaki videoları ne izleyebiliyoruz, ne de kendi blogumuza video koyabiliyoruz. Youtube Jacker ilaç gibi geldi durumumuza, kuruyoruz ve örümcekleri program kullanarak süpürüyoruz ve rahatça orada burada arsız bir şekilde video izleyebiliyoruz. Ayrıca diğer yasaklı siteler için de geçerli Jacker, haydi buyrun. İndir

Low vs. Diamond - Amerika'ya yeni nefes


Britler next best thinglerine tapar, el üstünde tutar biliyoruz, peki Amerikanlar? 90ların sonunda Lifehouse, 3 Doors Down, Vertical Horizon, Matchbox 20, Nickelback gibi dönemin yıldızlarıyla fırtına gibi esen Amerikanlar kendilerini boyband-rock akımına kaptırıp Maroon 5, Simple Plan, My Chemical Romance ve adlarını hatırlayamadığım yüzlerce kopyalarıyla TRL'lerinde takılmaktalar. Arada The Fray gibi tek tük liste başarıları elde eden iyi gruplar çıksa da Amerikan Rock'ı resmen can çekişiyor.

Peki kurtarıcıları kim olacak? Britanya'dan sürekli yeni Coldplay'ler U2'lar bekleyen Amerikan dinleyicisi kendi ülkesinden pop kültürüne iyi bir rock grubu kazandıramayacak mı? Adamlara sorsak aslında pek umurlarında da değildir, John Mayer, Adam Levine'ın özel hayatları yeterince doyuruyordur onları. Peki müzik hastaları Amerikan gruplarından hiç mi tat alamayacak? Bu noktada Low vs Diamond konumuza girsin.

2008'in en heyecan verici gruplarından biri olan Low vs Diamond, Los Angeles çıkışlı bir gerçek rock grubu. Bahsettiğim şekilde U2, Coldplay büyüklüğünde Amerikan melodileri duymak istiyorsanız gerçekten duymanız, takip etmeniz gereken bir grup. Frontmanleri Lucas Field kendi şarkı yazma stilini melodramik ve nostaljik olarak adlandırıyor ve ekliyor: ''Amerikanlar The Killers ile yetinmemeli!''

Sabah Şekeri #6

Yaz okulu finalleri bitti, artık yayılma, öğlene kadar uyuma vaktidir. Bunun şerefine bir sabah şekeri patlatalım, Sin City'nin güzeller güzeli Jaime King dolsun ekranımıza. Sarışınlardan pek hazetmesem de bunda kötü boyalı Türk kızlarının etkisi olduğunu söyleyebilirim. Yoksa Jaime King'e hayır diyen erkek mi olur.. :)

22 Ağustos 2008 Cuma

Personal

what's so wrong
why the face so long
is it over?
and where you going that
you no longer belong here?
and distance tells you that
distance must come between love
where have you been, luv?
when the mistake we made
was in never having planned to fall in love, luv
singing this song
singing along
makes it easier for me to see you go
but in doing so
in letting you go
it only serves to show me
that i'm still in love with you

Düşenler, kalkanlar

Evet bugün The White Stripes hakkında öğrendiklerim yetmedi. Biraz da bugünlerde üzerimize yağan müzik saldırısıyla ilgili biraz yorum, biraz bilgi, biraz da dosya vereyim dedim.

Gelmeyen gün geldi! Metallica ironisi yaptığımı biliyorsunuz. Oldukça yükselen beklentilere karşılık vermek istedikleri albüm Death Magnetic'ten -aslında beklentileri de kendileri yükselttiler, harika oluyor, şöyle iyi böyle iyi oluyor diyerek- ilk şarkıyı, The Day That Never Comes'ı dün itibariyle sitelerinden dinlemeye sundular. Metallica dilinden konuşmayan bir insan olarak şarkı hakkında olmuş olmamış demem abesle iştigal kaçar. Genel gözle bir yorum yapacak olursam bir radyo hiti değil, hatta radyo hiti olabilmesi için yarısını atmak gerekir bu halinin. Metallica'dan anlayan (!) birileri çıkar da olmuş olmamış der de o zaman biz de sallarız artık tabii ya olmamış diye. Bana şimdi soracak olursanız iç bayıyor arkadaş ne yalan söyleyim, daha iyi şarkı gelirse kulağıma bildiririm. The Day That Never Comes'ı indir

Staind de daha önce geçirdiğim pardon bildirdiğim üzere albümünü düşürmüştü internet alemine. Illusion of Progress bildiğimiz gibi. Sürpriz yok. Daha şarkı isimlerine bakarken bu filmi kaçıncı kez izlediğinizi söylüyorsunuz kendinize; Lost Along The Way, Break Away, Raining Again, Save Me. Şöyle bir sözleri dinleyim diyorsunuz, hayat hala kötü ve yolun sonu ölüm. Aaron Lewis kardeşim kendimi kafeste gibi hissediyorum sürekli demiş. (Kendi sesini duymaktan ve yüzünü görmekten olabilir mi acaba)

Amerikan gruplarında böyle bir fenalık geçirten tek düzelik mevcut açıkçası. Bu Staind'in 6. albümü mesela. 3 Doors Down da yeni albüm yaptı, bi önceki albümdeki riffleri alıp albüm yapıyoruz diye yutturacaklarını sanıyorlar herhalde. Nickelback'in kaç albüm yaptığını sayan var mı? Kendi oyun alanlarında Grammy'leri paylaşıp dursunlar gelin biz misler gibi adaya dönelim, ordan güzel kokular var.

Bloc Party'nin dün piyasaya düşeceğini müjdelemiştim. Birileri albüm yaparken biraz Wampire Weekend dinlemiş herhalde dedim albümü ilk döndürdüğümde. Tempo biraz daha düşmüş, şarkı kalitesi de. Bir Helicopter, bir Like Eating Glass bulamadım Intimacy'de ama çok kötü de diyemiyorum, baştan sona keyifle dinledim çünkü. Trojan Horse'u önceki postta övmüştüm, bu postta bi kere daha övmek istiyorum. Halo, Mercury, Trojan Horse, One Month Off şimdilik gözüme batanlar. Signs ise Bloc Party'nin kendisine açtığı yeni bir kapı. İndireceğiniz şarkı ise albümü ve yazıyı kapatan şarkı; Ion Square.

21 Ağustos 2008 Perşembe

The White Stripes live at Boston 2003

Tamam baştan kabul ediyorum, Meg'e olan zaafım Jack White'ı görmezden gelmeme neden oluyor bazen. Ama benim arkama da bu kadar güzel, sevimli, tatlı bi davulcu koy ben de ilah olurum kardeşim! Gerçi bir yandan da Raconteurs'la çatır çatır albüm yapıyor herif, biz ancak oturduğumuz yerden sallayalım!

Gerçekten son 10 yılın Matt Bellamy'yle birlikte en iyi müzisyeni Jack White. Yanlarına kimsenin adını yazmam, yazdırmam. Günümüzün Jimi Hendrix'leri bu adamlar ve üretmeye doymuyorlar gerçekten. Ağlak Radiohead, sıkıcı Coldplay albümlerinin yanında ışıl ışıl parıldıyorlar. (Bu aralar Radiohead ve Coldplay'e sallamak moda, ben eksik mi kalıcam!) Canlı performans olarak Muse kadar iyi olmasalar da yine de göz kamaştırıyor White Stripes ve buyrun 2003 turnesinden Boston performansları. Kulaklarınızın pası silinsin..

Setlist:
+ Black math
+ Death leaves and the dirty ground
+ Lets shake hands
+ I think i smell a rat
+ Jolene
+ Hardest button to button
+ Look me over closely
+ Apple blossom
+ You're pretty good looking
+ In the cold cold night
+ Death letter
+ Red bird
+ Fell in love with a girl
+ Don't blame me
+ Hotel yorba
+ Lord send me an angel
+ Ball and biscuit
+ Astro
+ Jack the ripper
+ Seven Nation Army

indir

edit: Bugün defalarca konseri dinlerken White Stripes aşkım feci kabardı. Biraz napıolar diye baktım ve aslında tek tek haber olabilecek şeyler gördüm;

Meg White'ın pornosu çıkmış! Çok saf görünüodu aslında gözüme ama gayet rocknroll bi insanmış kendisi. Gerçi olay duyulduktan sonra oldukça üzülmüş, turnelerine ara vermişler hatta ama olan olmuş işte. Bittin gözümde Meggy :)

Bir diğer haber John Anthony Gillis nam-ı diğer Jack White kardeşimizden. Jack White'ın Meg'le evlendikten sonra onun soyadını alıp ismini de değiştirdiğini öğrendim bugün, o da ayrı bir rocknroll vaka. Hadi soyadını aldın boşandıktan sonra bırak değil mi.. Neyse asıl haber bu değil tabii ki. Jack White, Alicia Keys'le birlikte yeni Bond filminin müziklerini yapıyormuş şu an. Gayet de iyi yürüdüğünü söylemiş işlerin, hadi bakalım gençler....

20 Ağustos 2008 Çarşamba

LeRoi Moore'u kaybettik.

Dave Matthews Band fanlarını üzecek bir haber.. 46 yaşındaki saksofoncu LeRoi Moore salı gecesi Los Angeles'ta hayata gözlerini yumdu. 30 Haziran'da geçirdiği ATV kazasında kaburgaları kırılan Moore'un ciğerleri delinmişti. Geçirdiği rehabilitasyon sürecini atlatamayan Moore salı gecesi vefat etmiş. The Space Between klibinde yağmur altında attığı solo şimdi yürek parçalayıcı geliyor içime, onun hatrına bir daha Space Between dinleyelim..
indir

Does It Offend You, Yeah? - Epic Last Song


Bu çocuklar hakkında yazmayı uzun süredir düşünüyordum aslında. İlk demolarından beri hararetle takip eden bir fanları olarak bir çok dergiden önce size ahanda geliyorlar demek isterdim, kısmet şimdiyeymiş. You Have No Idea What You're Getting Yourself Into daha önce yayınladıkları tüm şarkıların toplaması gibi olmuş aslında, sadece Se7en eksik, Epic Last Song fazla.

İngiliz dergilerinin, bloglarının next best thing'lere ne kadar gaz yaklaştığını biliyoruz tabii ki. Bazı yorumları çıkan grupların kendilerinin bile söyleyemeyeceği kadar uçuk ama bazıları gerçekten hakediyor. Does It Offend You, Yeah? de uçuk disko ritmlerini karıştırdığı sert rock riffleriyle şu anki şanlarına yakışıyor doğrusu. Alternatif Indie Disco diye karman çorman bişeyler uydurabilirim kıçımdan. Bir çok grubun da ilgisini çekmiş durumda gençler, Bloc Party'den Muse'a kadar takdir topluyorlar etraftan, tabi bu ilgi remix olarak geri dönüyor.

Kendilerine özgün soundlarıyla Simian Mobile Disco gibi alternatifleriyle günümüze ayrı bir hava katıyor bu cool çocuklar. Tavsiye ettim.

19 Ağustos 2008 Salı

Bloc Party samimiyeti ilerletiyor!

21 Ağustos'ta piyasada olacak Bloc Party'nin yeni albümü Intimacy'den şarkılar tek tek dökülüyor. Mercury'yi dinlemiş ve çok da iyi bulmamıştım açıkçası, Trojan Horse kesinlikle daha iyi bir şarkı gibi duruyor. (Kesinlikle gibi) Nme'nin sitesine düşen şarkının linki 2 gün sonra çıkacak albüm tracklist'inin hemen altında. (Az sonracı medya oldum resmen)

Tracklist:
- Ares
- Mercury
- Halo
- Biko
- Trojan Horse
- Signs
- One Month Off
- Zephyrus
- Better Than Heaven
- Ion Square

Trojan Horse'u dinle
yetmediyse indir

18 Ağustos 2008 Pazartesi

Komik Muse dünyası


Nme çok güzel bir derleme yapmış, paylaşalım bakalım. Bir çoğu beni bile şaşırttı ne yalan söyleyim bu kadar yıllık Muse fanı insanım. Oldukça eğlenceli şeyler ayrıca. Başlayalım.

- 10 Eylül 2001'de Muse New York'ta Mercury Lounge'da çalıp konser sonrası direkt Boston'a uçmak için havaalanına gitmiş. Gece kalacak olsalar Manhattan'ın doğu tarafında bir otelde kalacaklar ve sabah uçaklarından birine bineceklerdi. Not: Sabah kaçırılan uçaklar Dünya Ticaret Merkezini yıktı.

- 20li yaşlarının başını Mp3 çalar gibi bir sürü alet edevat biriktirmeyle geçiren Matt 1-2 yıl önce telefonunu kaybetmiş ve bunun hayatını çok daha güzelleştirdiğini farkedip telefonu bırakmış.

- Origin Of Symmetry turnesinde konser başına ortalama 150 poundluk gitar kırmış Matt efendi. Hepsi direkt cebinden çıkmış tabi paraların. (Alacağın olsun H2000 konserinde kırmadığın gitarlar)

- Matt'in hobilerinden biri tüplü dalış, bunu Dvd'lerinde sık sık gördük. Bir dalışta ise başlarındaki hoca Matt'in kız arkadaşını oldukça arzuladığı için, Matt'in oksijen tüpünü yarım doldurarak onu öldürmeye kalkışmış.

-Boyunun 1.69 olması Matt'in işine en çok Japonya'da yarıyormuş, ipek gömlekleri özel diktirilmiş gibi oluyormuş üstüne.

- Basist Chris, Muse dışı zamanında Devon'da yerel bi barda davul çalıyormuş. 79 doğumlu basçının çocuklarının isimleri Alfie, Frankie ve Ava-Jo. (4. de yolda.)

- Elemanlar poker oynamaya çok meraklı, Robert Smith, Johnny Borell gibi rockerlarla büyük potlu oyunlar döndürmeyi seviyorlar. (Bu da benden olsun, Matt Bellamy ciddi anlamda büyük bir turnuvada oynayıp kendisini kanıtlamak istiyor)

- Matt'in bir Rus bayan hayranından aldığı tabloyu bilmeyen yoktur. (Hadi oradan) Şeyine yerleştirilmiş bir kalp dışında tamamen çıplak bir portre. Matt bundan çok ürktüğünü açıklamıştı daha önce. Rus fanları da kalbini tekrar kazanmak için bir sonraki konsere gelişlerinde Matt'e gerçek bir astronomi teleskopu hediye etmişler.

- Stüdyo dönemlerinin ilk zamanlarından beri Matt vokal kayıtlarını enstrümansız kimseye dinletmiyormuş. Matt vokal yaparken Chris ve Dom'un bile dinlemesi yasakmış.

- Bilmeyenler için bunu da yazayım, Muse Absolution turnesi sırasında çıktığı konserlerde sahnede verdiği anagramlardaki problemleri çözüp, treasure hunt yapan hayranlarına her şehirde bir imzalı bisiklet saklıyordu.

- Black Holes And Revelations kayıtları sırasında grup üç cd'lik bir albüm çıkarmayı düşünmüş, içlerinde şarkıların deneysel elektronik halleri ve saf rock halleri olacakmış. Aynı dönemde ne yapacağını şaşıran grup kendi klasiklerini Jazz haline getirip artık bir Jazz grubu olduklarını açıklamış.

- Absolution kapağındaki gölgeler photoshop değil gerçek. Storm Thorgerson nasıl yapıldığını hala açıklamıyor.

- Dominic şeffaf davulunun arkasında zaman zaman Spiderman, Gandalf kıyafetleri giyiyor.

- En komiği ve bombasını sona sakladım. Reading festivalinde 2002de çaldıkları konserde baya bi geç çıkmış sahneye grup. Reading'de çıkan gruplar sahnede kendilerine ayrılan süreyi aşarsa dakika başına 1000 pound ödüyormuş bu arada. Neyse, bu parayı ödemeyi göze almalarının nedeni ise şaka gibi, Matt bir fanın hediye ettiği ve önemli konserlerde takmayı sevdiği üzerinde filler bulunan şanslı kemerini kaybetmiş. Gerçekten bambaşkasın Matt.

2+2=5



don't question my authority or put me in the box

Final Haftası

Bir yaz okulunun daha sonuna geldik efendim, yayında yapımda emeği geçen tüm insanoğullarına nefretimizi yollamayı unutmuyoruz. Haftasonumu ders çalışmaya ayırdığım için blogu az da olsa boşladım evet, bu hafta içi de hayatımın gerçekten en önemli sınavlarına gireceğim için blogu ipleyemeyebilirim, yine de elimden geleni yazarım.

Küçük küçük gözüme takılan haberleri verecek olursam, U2'nun albüm ismi ve yayınlanma tarihi belli oldu, No Line On The Horizon, 14 Kasım. Anton Corbijn albüme ismi veren şarkıya ilk klibi patlatmış bile. Hatta punkreas'ın bildirdiği üzere youtube'e bazı şarkılar kötü kalitede de olsa düşmüş.

Wes Borland, Marilyn Manson'la çalmaya başlamış, Fred Durst The Longshots adlı yönetmenlik kariyerinin debut'sunu yapacağı filmin çekime hız vermiş, garip.

Billboard dergisinin haberine göre Guns'n'Roses'ın 14 yıllık sessizliğini bozacak Chinese Democracy beklenenden erken insanlara sunulacak, hatta 14 Eylül'de premiyerinin yapılması bekleniyormuş.

Şimdilik durumlar böyle. Arada post atarım ama cumartesi günü tam randımanla karşınızda olacağımı bildireyim.

17 Ağustos 2008 Pazar

Weezer - Creep



Weezer gerçekten ilginç bi' grup. Şarkıları bilindiği üzere garip (evet tam anlamıyla weird) ama adamların yaptıkları şeyler de gerçekten ayrı bir garip. Frontmanleri Rivers Cuomo grubun Amerika'daki turnesi Hootenanny Tour için bütün fanlarını enstrümanlarını getirmeleri çağrısını yapmış. Videoda da görüldüğü üzere hiç de fena olmamış aslında, bir grup fan ellerinde gitarlar, davullar, klarnetlerle (!) sevdikleri grupla şarkı çalmışlar. Gerçi videoda frontman takılmamış, söylemesi için basist Scott Shriner'a bırakmış mikrofonu. Şaka gibi.

Mischa Barton

Gecenin en nefis yeri..

The Verve - Love is Noise Video

The Verve - Love Is Noise

16 Ağustos 2008 Cumartesi

Soğuk oyunlar zamanı

Chris'in saçları kıvır kıvırdı. Arkadaşlar daha bi arkadaş, müzikler daha bi heyecan vericiydi. Radyo Odtü'den şarkılar keşfedilir, haberleşmek için telefonlar 10'a kadar anlam verilmiş şekilde çaldırılırdı. Koleje saçma sapan adamların çoğalttığı kopya cd'lerden almak için okul sonrası kulaklıklar paylaşılmış şekilde yürünürdü.

Ben Staind'den yana kullanmıştım o günkü cd hakkımı yanlış hatırlamıyorsam. Break The Cycle gerçekten çok güzel albümdü. Yok yok sanırım yanlış hatırlıyorum, 3 cd'yi de Can'la ikimiz de almıştık, biri Break The Cycle'dı ondan çok eminim, hatırlamadığım teki ne şimdi çok merak ettim. Diğeri de Parachutes'tu. Break The Cycle'a sardığımı hatırlıyorum direkt, özellikle dersane sabahları iyi gaza getiriyordu. Can sürekli Parachutes'tan bahsediyordu, bi süre sonra ona da şans vermeye karar verdim. İyi ki de vermişim, Coldplay'in en güzel zamanlarını kaçıracakmışım yoksa ve hayatın.

Chris'in saçları yine kıvır kıvır bugün. Ama bir stilistin tavsiyesi üzerine olduğu kesin. Coldplay yine albüm çıkardı, stüdyo nimetleriyle dolu, duygu yoğunluğunun az olduğu. İşin ilginci Staind'in albümü de dün düştü daha nete. Ondan da çok bişey beklemiyorum, indirmiş olmama rağmen. Artık arkadaşlardan da bir şeyler beklenmiyor zaten bu devirde. ''Görmezlikten gelebiliyor'' eskiden bir şarkı için 4-5 defa çaldıran adamlar.

Zaman sallanıyor, pastel zarlar dönüyor..


Coldplay Live At Rockefeller Music Hall

1- "Trouble (Live @ Rockefeller Music Hall)"
2- "Shiver (Live @ Rockefeller Music Hall)"
3- "Sparks (Live @ Rockefeller Music Hall)"
4- "Yellow (Live @ Rockefeller Music Hall)"
5- "Everything's Not Lost (Live @ Rockefeller Music Hall)"

indir

15 Ağustos 2008 Cuma

Cajun Dance Party - The Colourful Life

Cajun Dance Party 1-2 yıldır ağızdan ağıza yayılan bir grup, the next best thing hadisesi bir nevi. Demoları oldukça parlak görünen bu eğlenceli grubun albümünün daha iyi olacağını bilmem söylemeye gerek var mı.. Özellikle Amylace ve The Next Untouchable'a dikkat diyorum ve sizi bu süfer gruplan başbaşa bırakıyorum.

Tracklist
1- "Colourful Life"
2- "The Race"
3- "Time Falls"
4- "The Next Untouchable"
5- "No Joanna"
6- "Amylase"
7- "The Firework"
8- "Buttercups"
9- "The Hill, The View & The Lights"

14 Ağustos 2008 Perşembe

Oasis piyasaya düştü!


Oasis geri döndü! 6 Ekim'de tamamen sahip olabileceğimiz Dig Out Your Soul'dan ilk şarkılar yavaş yavaş düşmeye başladı. Bir yandan bu yıla solo albümünü de yetiştirmeye çalışan Noel Gallagher grubuyla iyi bir iş çıkarmış Falling Down'la. Klasik Oasis şarkı formatından uzak durmasıyla şaşırtan şarkı iyi bir liste başarısı getirir kanımca. Dinlemek için indir.

Siesta

Öğle yemeği kavramını sevmiyorum. Sabah zaten fazla olan enerjimizi kahvaltıyla güçlendiriyoruz, bir de öğle sıcağında ağır ağır yemekler yemenin mantığı ne?! Ama öğle uykusuna kesinlikle hayır demem. Üzerinize örtü çekmeden kanepeye kıvrılmanın mayışıklığını başka hiç bişey veremez. Hele bi de arkaya Kings Of Convenience, Seabear karışık bir playlist attınız mı arada uyanıp uyanıp şarkıya eşlik edersiniz. Adamlar yurtdışında öğle uykusu almadan iş yapmıyorlarmış Mevsim sağolsun ballandıra ballandıra anlatmıştı, en güzeli zaten. Türkiye'ye de bunu getirecek yöneticiler varsa oyum hazır şimdiden. (Abartma)

Niye mi böyle ballandıra ballandıra uyku anlatıyorum. Taşınma, yaz okulu dersleri, vizeleri, fatura açtırma falan derken her gün asker gibi 7-8de uyanıyorum. Bloga da başlarken Sabah Şekeri gibi bir konsept planlamıyordum, ama sabah nette surf yapınca bu kızları koyayım dedim madem. Şimdi okulun lab'ındayım mesela ve gidip şekerleme yapmamın imkanı yok, öğlen Deprem dersinde ayık olmam lazım.

Neyse bi şarkı yollayım bu kadar geyikten sonra. The Dandy Warhols -Sleep

13 Ağustos 2008 Çarşamba

Foo Fighters Live @ BBC Radio 1

Foo Fighters'ın kimilerinde Led Zeppelin üyeleriyle birlikte performans sergilediği Wembley Stadı konserlerinin derlemesinden oluşacak 18 şarkılık DVD'sinin yayınlanmasına 10 gün kaldı. Peki biz 10 gün boyunca Foo Fighters'sız naparız :P 2007 Bristol'da BBC Radio 1 için çaldıkları konser emirlerinizdedir.

Tracklist:

1-The Pretender
2-Cheer Up Boys Your Make-Up Is Running
3-My Hero
4-Enough Space
5-Times Like These
6-Cold Day In The Sun
7-Keep the Car Running (Arcade Fire Cover)
8-Come Alive
9-Everlong
10-Monkey Wrench
11-Best Of You
12-All My Life

indir

''The Ones'' We Love

the mind has so many pictures
why can't i sleep with my eyes open
the mind has so many memories
can you remember what it looks like when i cry
i'm trying, trying to tell you
all that i can in a sweet and velvet tongue
but no words ever could sell you
sell you on me after all that i have done
i'm only the one you love
am i only the one you love?
the lady gloom and her hornets circling round
is now before us, the screaming's done without moving
one little move and for sure you will be stung
i'm singing "oh, jerusalem oh, jerusalem
see what he's picked up in the park"
let's fuck this awful art party
want you to make love to me and only to me in the dark
i'm only the one you love
am i only the one you love?
we've traded in our snap shots
we're going through the motions
into the view, i'm leaving you
down conduit avenue into the early morning
into the early morning
the one i love
are you only the one i love?

Sabah Şekeri #5

Bu sabah barda, gönlüm hovarda... Yanlış mı geldik pardon. Bar Rafaeli'ne gelmiştik ama biz?

- Buyrun efendim, elinde şekerli içkisiyle barın en güzel kokan yerinde duruyor.


Teşekkürler, günaydın!

Starsailor geri sayımda!

Ülkece medar-ı iftarımız Starsailor'ın (şaka tabi) yeni albümüne sayılı günler kala sitesinden bir açıklama geldi. James Walsh adlı ağlak kardeşimiz yeni albüm üzerinde çok uğraştıklarını ve Love Is Here'a en yakın albümlerini yaptığını söylemiş ve eklemiş: Bu albümümüz öncekinden 100 kat daha iyi! Ben de naçizane soruyorum kendisine, e be kardeşim içine sinmiyor madem niye 2 senede bir albüm yapmaya kasıyorsunuz? 4 senede bir yap ama yaptığın şeyin de arkasından atıp tutma be güzelim.. Neyse James'in aşağıladığı albüme inat çok sevdiğim bi şarkı gelsin On The Outside'dan, White Light, buyrun..

12 Ağustos 2008 Salı

Radiohead soundtrack planlamıyor!

şRadiohead - House of Cards




En son House of Cards videosuyla haber almıştık Radiohead'den. Şimdi yine güzel bir haberle karşımızdalar. Fight Club'un yazarı Chuck Palahniuk'ın başka bir kitabı Choke'a çekilecek film için bir şarkı besteleyen grup, filmi izledikten sonra da bütün soundtracki yapmayı kararlaştırmış. Kasımda gösterime girmesi beklenen filmin yönetmeni Clark Gregg, yazar Palahniuk kitabı yazarken sürekli '92 tarihli Creep'i dinlediği için Radiohead'e teklif götürdüğünü açıklamış. Jonny Greenwood'un There Will Be Blood'a yaptığı soundtrack muhteşem övgüler almıştı hatırlanacağı üzere, gruptan da aşağısı beklenemez tabii ki...

film bilgisi

edit: Radiohead adına yapılan açıklamada grubun soundtrack'in hepsini yapmayacağı, sadece In Rainbows'dan Reckoner'ı filme verdiği ifade edildi, hevesimiz kursağımızda kaldı. :)

Franz Ferdinand'dan saydam rüyalar!

Dönüşümüz bomba gibi oluyor gerçekten. Franz'ların dönüşünü müjdelemek de varmış kaderde. Sitelerinden dinleyicilerine sundukları Lucid Dreams şarkısı gerçekten çok başarılı. Başka bir bomba ise şarkıda ''fly to the İstanbul'' gibi sözlerin geçmesi. Fazla meraklandırmadan buyrun şarkıyı.

Sabah Şekeri #4

Dönüşümüz bomba gibi olsun. Bomba diyince de akla kim gelir, tabii ki Ana Beatris Barros! Brezilyalılarda futbol genleri kadar güzellik genleri de buram buram.. Bonservisini ben vermeye hazırım tabi dünden, çoraplarını bile giydirebilirim ahaha.

Back!

Buralarda olmadığım süreç içerisinde çok büyük tepkiler aldım, bloga post atılmıyor diye yuhlandım, eheh. Neyse ki yeni evime taşındım, eşyalarımı yerleştirdim, elektriğimi adsl'imi açtırdım ve yine blogdayım. Eskişehir'e yolunuz düşerse beklenir, pek fazla aramanıza da gerek yok artık çarşının tam ortasında oturuyorum çünkü, yeni evimi sevdim.

Taşınırken bağ kurduğum bir çok dergimi, ıvır zıvırımı atmak zorunda kaldım. Babam küfretmese belki bi çoğunu hala manyak gibi taşımış olacaktım yine. Özellikle çok özel bi Matt Bellamy fotoğrafı vardı ki çöpün içinde hüzünlü hüzünlü bakıyordu giderken. Neyse kişisel girimizden sonra sabah şekerimizi ağzımıza atalım.

8 Ağustos 2008 Cuma

Bloc Party gündemden düşmüyor!



Bloc Party bu aralar gündemi oldukça meşgul ediyor. Keke Okereke'nin Sex Pistols solisti Johnny Rotten'i ırkçılıkla suçlaması oldukça yankı buldu basında. İspanyol ve İngiliz polisine durumu bildirdiğini açıklayan Okereke'ye Rotten'in yanıtı ağır olmuş: ''Büyüsün ve gerçek bir adam gibi davranmayı öğrensin.''

Bloc Party önümüzdeki aylarda çıkması beklenen yeni albümlerinden de ilk single Mercury'yi de internet üzerinden fanlarına gönderdi.Çifte hizmet yaparak Bloc Party'nin yeni single'ını ve 2005 Birmingham Academy konserini bloğa ekliyorum.

Mercury



Tracklist:
+ Intro
+ So Here We Are
+ Positive Tension
+ Banquet
+ John Peel Day Intro
+ Blue Lights
+ She's Hearing Voices
+ Luno
+ This Modern Love
+ Plans
+ Like Eating Glass
+ Little Thoughts
+ Helicopter
+ Pioneers
+ Outro

BlocParty@Birmingham

Snow Patrol albüm detaylarını açıkladı!


Gün geçmiyor ki sevdiğimiz gruplardan yeni albüm haberi almayalım. Belfast Telegraph gazetesine Snow Patrol davulcusu Jonny Quinn'in ağzından kaçırdığı bilgiler ışığında yeni albümlerinin adı One Hundred Million Suns olacakmış. Albümü İrlanda'daki Grouse Lodge Studios ve U2'nun da Achtung Baby'yi kaydettiği Berlin'deki stüdyoda kaydetmişler. Klişe bi' şekilde şu ana kadar yaptıkları en iyi albüm olduğunu açıklayan davulcu, diğer 4 albümlerinden farklı bir şeyler yaptıklarını eklemiş. En iyi ihtimalle Ekim'de de albüme sahip olabileceğimizi söylemiş Bay Quinn. Bu haberin duyulmasından sonra da Gary Lightbody arkadaşımız official siteden şöyle bir duyuru yapmış:

"Hello everyone

Well, in this world of instant coffee, news, messaging and everything else it was bound to happen.

In an interview with the Belfast Telegraph we let slip the working title of the album then said not to print it until we had finalised it with each other (and put it on this very site). Those words were not heeded and they printed it anyway.

We're sorry you didn't hear it from us first but the album is indeed called 'a hundred million suns'.

We will endeavour to make you guys the first to hear about everything else. It's becoming increasingly hard but we'll do our best.

Lots of apologetic love to you all. Gary.x "

Bu kadar Snow Patrol demişken bir de akustik performans linki vereyim de keyfimiz yerine gelsin.

Tracklist:

1. "Spitting Games"
2. "How to Be Dead"
3. "Grazed Knees"
4. "Chocolate"
5. "Run"

Sabah Şekeri #3


Bu sabah Amelia Warner'ın yatağındayız. Pijama bi' insana ancak bu kadar yakışır gerçekten. Bu nadide fotoğraf için de Cihan'a teşekkürlerimizi sunalım ve güne güzele bakarak başlayalım ki güzel olsun..

7 Ağustos 2008 Perşembe

Stereophonics live @ Masstival

stereophonics live


Dream Tv sağolsun koymuş sitesine performanstan bir video. Öndeki bonus çocuğun yanında görebildim kendimi, çok matahmış gibi. Yourself and tourists yeah, that's what i hate dediği yerde bana bakıyor Kelly tip tip çünkü onu işaret ediyorum orada. Gençlik işte. Bir de seyirciden bap bap ba yapmasını beklediler şarkının es yerinde ama anlayan çıkmadı tabii. Neyse Have a Nice Day!

Rufus Wainwright röportajı!

Röportaj yazısını size kopyalamadan önce ben de küçük bi' anını (Going To a Town) telefondan da olsa paylaştığım için az da olsa mutluyum bu konserin. Ki konseri birinci ağızdan dinlediğim için ne kadar güzel geçtiğini biliyorum, şanslı insanlar işte.. Aya İrini de övüle övüle bitmeyecek kadarmış bir görmek lazım, bizi İstanbul fakiri insanlar! Neyse, buyrun..

15. Uluslararası İstanbul Jazz Festivali 2 Temmuz’da başladı. Geçtiğimiz haftadan beri o konser benim bu konser senin hepsine seke seke yetişmeye çalışıyoruz. Bizim gibi henüz tatile çıkmayanlar için de günler bir anlam kazanıyor bu güzel konserler serisiyle. Bizi heyecanlandıranlardan biri de Radyo Eksen’de de sıkça şarkılarını duyduğunuz Rufus Wainwright’ın Aya İrini’deki konseri oldu. 8 Temmuz’da Aya İrini’de gerçekleşen konser öncesi gün ortasında çimenlerin üstünde Wainwrihgt’la 10 dakika geçirmece bizi akşama daha da hazırladı. NTV gece gündüz için Emrah Kolukısa’nın yapacağı röportaja dahil ettim kendimi. Konserde herkese kendini hayran bırakan Rufus Wainwright tüm sevimli aristokratlığıyla geldi yanımıza. Bu sevimli aristokrat sanatçı Peter Stuyvesant’ın uzak akrabasıymış.

“Peter Stuyvesant uzak bir akrabam. İngilizlerden önce New Amsterdam'ın ilk hollandalı valisi kendisi. Ama çok uzak ve şüpheli bir akrabalık var aramızda.”

Konserde kendi şarkılarının yanı sıra Leonard Cohen yorumlarını dinlemek de geceye dair beklentilerimiz arasındaydı hatta diğer şarkı beklentileriyle başa baş gidiyordu. Tam hayal kırıklığı yaşayacaktık ki kapanışta Hallelujah söyledi piyanonun tuşlarına nazik nazik basarak.
Onun güçlü sesi Aya İrini duvarlarına çarpıp bize döndükçe sanki kurak kalmış bünyelerimize su serpiliyor gibi rahatladıkça rahatlıyordu içimiz dışımız, tansiyonumuz düşüyordu başlıyordu Rufus bizi güldürmeye..

Geçen yıl yayınladığı Release the Stars albümünün fazla güzel şarkılarından biri Going to A Town’ı gözlerimiz dolu dolu konserde dinledik, ortaya çıkış hikayesini ise konser öncesinde dinledik; “ şarkıyı evrenin bana yolladığı bir mesaj olarak görüyorum. Çünkü ben hiç ABD hakkında bir parça yazmalıyım diye bir niyetle işe kalkışmadım. Bir akşam yemeğe çıkmadan önce 10 dakika vaktim vardı ve piyanonun başında oturuyordum. Bir de baktım bir anda o şarkı geliverdi. Ben kendimi çok politik olarak görmüyorum aslında, gerçi eşcinsel olmanın doğasında olan birşey bu, hele ki kendinizi ifade etmek önemliyse. Ama onun dışında şarkı, ben farkına bile varmadan bir anda geliverdi bana”
Şu sıralarda yeni bir albüm hazırlığı içinde olduğunu söyleyen Wainwright, aynı zamanda çocukluk tutkusu olan opera üzerinde de çalışıyor. “Büyük tiyatrocu Robert Wilson ile Shakespeare'in sonelerinden hareketle yola çıktığımız bir müzikal hazırlıyoruz. Önümüzdeki ilkbaharda Berlin'de sergilenecek büyük bir prodüksiyon olacak.”
Opera’nın özellikle en kötü dönemlerinde hayatını kurtardığını duymuştuk. Operaya olan tutkusunu şu sözlerle dile getiriyor Wainwright; “Opera benim en büyük tutkum. Bana umut veren ve karanlık dönemlerimde bana yol gösteren hep opera oldu. Eşcinselliğimi açıklarken, uyşturucudan kurtulmaya çalışırken hatta 30 yaşıma girerken. Hepsi karanlık dönemlerdi. Operaya gitmek, o öyküleri dinlemek hep ilham vermiştir bana, hatta şu anda bir opera yazıyorum. Gelecek yaz sahnelecek. Şu kadarını söyleyebilirim ki opera benim dinim, opera binası benim kilisem.”
Konser boyunca piyanosuyla arada eline aldığı gitarıyla, mekanın da kendisine yakışmasıyla her birimize harika bir konsept yarattı Rufus Wainwright. Film müziklerine de konser boyunca yer veren Rufus Wainwright aklımın bir yerlerinde kalmış “tek başına sahneyi doldurdu” cümlesinin tam karşılığı oldu o gece.

Şarkı Aralarından Gel

Rufus Wainwright’ın sesine uzak kalamayan kedi kendini sahneye attı ve o anda Wainwright’ın baş rolünü elinden aldı.

Rufus Wainwright konserden birgün önce boğaz gezisine çıktı,konserde ise yapıldığından bu yana görünümü tartışma konusu olan renkli boğaz ışıklandırmamıza yepyeni bir benzetme kazandırdı ve "gay görünümlü köprü" yorumunu yaptı.

Tüm konserlerinde göstermeyi ihmal etmediği politik tavrını Aya İrini’nin atmosferinde de eksik etmedi. Ayrıca röportaj sırasında Going To A Town’nın Amerika’nın seçim döneminde daha da anlam kazandığını ve mutlaka konser de söyleyeceğini dile getirmişti.

Not: Rufus Wainwright röportajı 8 Temmuz'da Gece-gündüz programında yayınlanmıştır.

Yazı: Şehnaz Aygül
Röportajı Yapan : Emrah Kolukısa

Travis Live at Arena Fyn, Odense 2007


Travis'in İstanbul konserinin tadı hala damağımda.. Genelde konserden önce hazırlanmak için çıkacak grubun şarkıları dinlenir ama bu sefer konser bittikten sonra gazı alamayıp bütün albümleri tekrar tekrar dinledim sanırım. Yeni albümden de şu ana kadar 3 şarkı düştü, Sarah, J.Smith, Get Up. Biz yine de günümüzü bi konserle şenlendirelim 2007 turnesi Danimarka konserinden.


Tracklist:

01. Intro
02. Selfish Jean
03. Eyes Wide Open
04. Writing To Reach You
05. Quicksand
06. Love Will Come Through
07. As You Are
08. My Eyes
09. Pipe Dreams
10. The Line Is Fine
11. Beautiful Occupation
12. Side
13. Driftwood
14. Good Feeling
15. Closer
16. Sing
17. All I Want To Do Is Rock
18. Turn
19. Hit Me Baby One More Time
20. Flowers In The Window
21. The Humpty Dumpty Love Song
22. Why Does It Always Rain On Me


Aslan Krallar dönüyor!


Sabah sabah yine güzel haberlere uyanıyoruz efendim. Followill soyadlı 3 kardeş, bir kuzen tarafından kurulan başarılı garage-rock grubu Kings Of Leon, 22 Eylül'de yayınlanacak 4. stüdyo albümleri Only By The Night'ın ilk şarkısı Crawl'u NME dergisi vasıtasıyla bir günlüğe mahsus ücretsiz dağıtmış. Bende 1-2 şarkı daha var yeni albümden ve aslan krallar güçlerinden kaybetmeden devam ettiklerini gösteriyorlar. Bende olsun da sizde olmasın mı, buyrun.

Sabah Şekeri #2

Sabah keyfini laptop başında değil de şöyle satenlerde Isabeli Fontana ablayla yapmak var ama nereden bulacaksın onu şimdi. Kalkıp Brezilya'ya mı gideceğiz... Toplasın çarşafları gelsin. Değil mi?

6 Ağustos 2008 Çarşamba

Theme From Paradise - Figli Di Madre Ignore

Theme from Paradise - Figli di Madre Ignota

Yasemin Mori yükseliyor!


Müzik piyasasına şaka gibi bi giriş yapan güzel kız.. Belki çok değişik yükselen olmuştur şu ana kadar Türkiye'de şarkıcılık, sanatçılık kavramına ama Yasemin myspace'den girdi kanımıza, üç dakikalık bir kliple hepimizin aklını aldı, üç şarkıyla sabırsızlığımız arttı ve albüme özlenmiş sevgili gibi sarıldık.

Onu farklı yapan şeylerden biraz bahsedelim; öncelikle Türkçe'yi çok esnek ve güzel kullanmış, şarkı sözlerinde buram buram hissedilen ironiler aynı zamanda can acıtan voltranlara dönüşüyor. Şarkılardan aldığımız sofistike tat bunlardan besleniyor sanırım. Tabii ki ses rengi fazlasıyla güzel, harika da bir görüntüyle çıktı karşımıza ama onu kalbi kırık şarkıcı kadın modelinden ayıran sadece arkada kullandığı gitarlar, saksofonlar değil. Dipsiz kuyulara indiren Aptal, yükselmesiyle ağzımıza Showbiz tadı çalan Yeniler ve tabii ki Mutsuz punk ve tabii ki Kuzgun, Arjantin, Konuşmak, Aslında bir konu var; hepsi, her şey, bu kız beklentilerimizi yükseltiyor.

Umutlu olmak istiyorum Ankara sevgisiyle ayrıca kalbimi kazanan bu kız için. Geçen tv'de bir söyleşisini izledim aslında: sözleri toy, kendisi kekeme gibi göründü gözüme konuşurken ama heyecanına vermek istiyorum şu aralar.. 3-5 ay önce kariyeriniz için ne yapacağınızı düşünürken, insanları size taparken buluyorsunuz bir anda.. Kim olsa kekelerdi sanırım. Bir de üzüntüm var şahsi olarak. Masstival'in ilk gününün Stereophonics'e kadar olan kısmını uzun bir süre göremeyeceğimi bildiğim birisine tercih edince ilk konserini kaçırmış oldum.. Ha şimdi olsa aynı tercihi yapardım o ayrı ama bu konseri saymamış olsak güzel olmaz mı? Olmaz dimi.
Official olmasa da şöyle bir site var kendisi için, bütün şarkıları da dinleyebileceğiniz:

Portishead Live @ Canal +


Portishead 2008'e damgasını vurdu desem yalan olmaz sanırım. İlk başta kimse darbenin bu kadar ağır olacağını farketmemişti ama Third histeri yaratan bi dinleme arzusu yol açtı bünyelerde, en azından bende tamam. Yazımın nerdeyse yarısını alan yolculuklarda büyük farkla en çok döndürdüğüm albüm bu dönüş albümü. Yılın en iyi albümleri sıralamasında üst sıralarda olacağı kesin bir çok ödül töreninde. Bu senenin en iyi albümleri için Harvey Milk, Steinski ve Fleet Foxes'ı göstermiş eleştirmenler, tilkiler dışında diğerlerinden bihaberim ne yalan söyleyim. Neyse konu saptı, Portishead'den bu sene Canal+'da çaldıkları bir performans gelsin.

Setlist:
Silence
Hunter
Mysterons
The Rip
Magic Doors
Wandering Star
Machine Gun
Nylon Smile
Threads
Roads
We Carry On

Perfect Symmetry geliyor!


Keane 3. stüdyo albümleri Perfect Symmetry'nin müjdesini verdi! 13 Ekim'de raflarda olacak albümün ilk single'ını sitesine koyan grup Tom Chaplin'in ilk defa uyuşturucu kullanmadan şarkı yazdığını ve bu şarkıların şu ana kadar yazdıkları en iyi şarkıları olduğunu açıkladı. 11 Ağustos'a kadar Spiralling single'ını Keane website'ından indirebilirsiniz.

Keane Official

Muse & The Streets


2-3 gündür forumlarda dönen bi' şarkı bu. Önce insanlar Muse olduğunu kabullenmek istemese de grubun ağzından bu çalışma doğrulandı. Mike Skinner'la yapılan bu iş Rage Against The Machine tarzı bir şarkı olarak vücut bulmuş. Bir Supermassive Black Hole şoku daha yaşamak istemiyorsanız dinlemeyin.


"A note from the band: The MP3 floating around on the message boards at the moment is a track we recorded with Mike Skinner a few months ago. The track was the result of a late night jam session and something we did for a bit of a laugh featuring a blues riff we have been playing live recently upon which Skinner recorded some vocals. It is not intended to be a serious release so we are happy for it to be leaked around unofficially. Hope you enjoy, Cheers. Matt, Dom & Chris."


Sabah Şekeri

Kate: You okay?

Sawyer: Never been better.

Kate: What the hell were you thinking?

Sawyer: [chuckles] I couldn't help myself. You just look so damn cute swingin' that pickaxe... Chain gang looks good on you, Freckles.

5 Ağustos 2008 Salı

My Mistakes Were Made For You



About as subtle as an earthquake, I know
My mistakes were made for you
And in the back room of a bad dream, she came
And whisked me away, enthused
And it's solid as a rock rolling down a hill
The fact is that it probably will hit something
On the hazardous terrain
And were just following the flock, round
And the inbetween, before we smash to smithereens
Like they were, and we scrambled from the grain
And its the fame that put words in her mouth
She couldnt help, but spit em out
Innocence and arrogance intwined
In the filthiest of minds
She's was bitten on her birthday, and now
A face in the crowd, shes not
And i suspect that now, forever the shape
She came to escape, its forgot
And it's alot to ask and not to sting
Give her less than everything
Around your crooked conscious she will wind
Cos were just following the flock round
And the in-between
Before we smash to smithereens
Like they were, and we scramble from the grain
And it's the fame that put words in her mouth
She couldnt help, but spit em out
Around your crooked conscious she will wind
And it's alot to ask and not to sting
Give her less than everything
Innocence and arrogance intwined

Hoobastank Live at La Cigale, Paris.

Hoobastank ilk çıktığında alternative rock dediğimiz kavramı üstüne tam giyen bi' gruptu. Sonraları piyasaya oynama çabaları gözden kaçmadı ve bi' çok insanın gözünden düştü. Yine de ilk albümleri genç yaşlı herkesin (abartsaydım) kalbinde yer etmiş bir albümdür. Bu da 2006 senesindeki turnelerinin Fransa ayağından bir konser.

Tracklist:

1.- Crawling In The Dark
2.- If I Were You
3.- Same Direction
4.- Pieces
5.- Inside Of You
6.- The Reason
7.- The First Of Me
8.- If I Were You (Video Version)
9.- Born To Lead (Video Version)

Matt Bellamy'nin sevgilisiyle röportaj!


Gaia Polloni, 26 yaşında, İtalya'nın Como şehrinden sade bir kızdı. Şimdi ise Muse frontman'i Matthew Bellamy'nin sevgilisi.. Artık tutkulu bir aşk hikayesinin kahramanı, konserlerde geziyor, Concorde'larda uçuyor, Justin Timbarlake ve Eminem'le aynı masada oturuyor.
''Genelde konuşan taraf Matthew'dur'' diyor, ''Ama hiç kıskanç değil. Bana iyi şanslar diledi ve kıçımın magazinde fotoğrafı çıkarsa şikayet etmememi söyledi''.
İKİ SESSİZ TİP
- Dünyanın en ünlü rockstarlarından biriyle çıkıyorsun. Hayatın harika olmalı.
Ben öyle demezdim. Her gün sabah 6'da kalkıyorum, Milano'ya gitmek için bir saat trafikte mahsur kalıyorum ve işim bittiğinde bir saat de geri dönerken harcıyorum. Psikoloji alanında derece almaya çalışıyorum ve San Raffaele Hastanesi'nde bu konuda hastalarım üzerinde staj yapıyorum.
- Aşkınız nasıl başladı? Nasıl tanıştığınız hakkında çeşitli söylentiler var..
Bu Matthew'un suçu, her zaman başka bir şey uyduruyor. Gerçek şu, Milano'da bir arkadaşımla bir clubdaydım. Yürürken gözlerimiz birleşti ve sanki bir filmdeymiş gibi, bu an sonsuza kadar sürdü. Konuşmaya başladık, ya da onun gibi bişey, o zaman iyi İngilizce konuşamıyordum. Bir kaç ay sonra herşeyi bırakıp Londra'ya taşındım. Şimdi nisanda 6. yılımız olacak ve bir kaç ay önce nişanlandık.
- Bir kaç yıl sonra aynı hikaye ama bu sefer o sizin için herşeyi bırakmış. Bu doğru mu?
Çalışmalarımı bitirmek için İtalya'ya döndüm ve sürpriz bir şekilde o da benimle geldi. Matt sizi serbest bırakmayı seven birisi ve onun beni takip edeceğini hiç düşünmemiştim. Şimdi Como Gölü yakınlarında yaşıyoruz ama tam yerini sorma, gizliliğimiz çok önemli.
- Boş zamanlarınızı nasıl harcıyorsunuz? Partiden partiye herhalde, öyle tahmin ediyorum.
Aslında evde oturmayı seven insanlarız, Sky Tv'ye bağımlı bir şekilde. Bilimkurgu filmleri onun için, aşk filmleri benim için. Ve sonra ''Lost''. Matt diziye adeta bağımlı. Kıçımızı kaldırdığımız zaman dağlarda yürümeyi seviyoruz ya da tekneyle gezmeyi. Çok sportif bir insan ve artık ben de onun gibi bisikilete binmeyi ve balık tutmayı seviyorum.
- Gerçekten, hiç mi sosyal hayatınız yok?
Bazen Matt eve geldiğinde Japon restorantına gidiyoruz, Londra'dan Como Gölüne geldiğinde. O varken yemek yapmıyorum. Balık pişirmekte, fırında tavuk pişirmekte ve makarna yapmakta inanılmaz. Ama her zaman ehil bir hayatımız yok. Londra'dayken çok dolaşırdık, onun grubuyla ve diğer gruplarla. Jessica, Dom'un kız arkadaşı benim en iyi arkadaşım.
İTALYAN DÜĞÜNÜ
- Matthew mükemmel gibi duruyor. Defosu var mı hiç?
Çok alıngan. Genelde geceleri yazıyor ve beste yapıyor, ben uyandığımda bana fikrimi soruyor ama ona bir şeylerin yanlış olduğunu söylemekten kaçının. Her gün saçma şeyler yüzünden tartışıyoruz.
Mesela?
Çoraplarını her yerde bırakıyor ve sütü içtikten sonra buzdolabına asla koymuyor. Ve biraz İtalyanca bilmesini isterdim. Nerdeyse hiç konuşmuyor.
- Bir süre sonra evlilik?
Büyük beyaz bir gelinlikte, arkasına bir sürü teneke bağlanmış bir Cadillac'ta bir düğün hayal ediyorum. Ve çocuklarım olsun istiyorum, bir sürü. Üç tane diyeyim.
- Bir rockstarı elinde tutmak ve 6 sene geçirmek zor mu?
Popülarite, çılgın hayranlar, mesafe gibi şartlarla uzlaşmak zorundasınız. İlk zamanlar onu elimde tutamayacağımı düşündüm ve çok kıskançlık yaptım ve tartıştık. Hatta bir gün çantalarımı bile topladım. Şimdi daha rahatım, ona güvenmeyi öğrendim. Evimiz ikimizin resimleriyle kaplı.
- Hımm, en azından konserlerde sıraya girmiyorsunuz, para da vermiyorsunuz.
Çoğu zaman onun kişisel stilisti olarak takipteyim, son sefer Japonya'ya kadar gittim. Ve ben gelmezsem eve mutlaka bir hediyeyle dönüyor. Sonuncusu dişlerinden ışıklar çıkan ve gülümseyen bir bebekti: bir ''Stragatto'', Alice harikalar diyarındaki kedi, benim en sevdiğim hikaye. Kendisine de evin etrafında yürüyen bir robot almış.
Size hiç bir şarkı yazdı mı?
Bana hiç sölemedi ama bize ait olan bazı şarkılar var, Starlight gibi. (Milano konserinde ona ithaf etmiş) Çoğu şarkıyı başından itibaren görebiliyorum. Prova yaparken benden bas çalmamı istediğinde, ona sevdiğim İtalyan şarkıcıları yansıtmaya çalışıyorum. Campovolo'da Ligabue'yi ve Vinicio Capossela'yı izledik ki inanılmaz beğendi.
Cosmo

4 Ağustos 2008 Pazartesi

Arctic Monkeys Live at Glastonbury Festival


The Last Shadow Puppets demişken Arctic Monkeys'i atlamak olmaz. Hem de konser olursa çok şık olur. 2007 Glastonbury performansı ve Arctic Monkeys. (audio) tracklist:
01. Intro
02. When The Sun Goes Down
03. Brainstorm
04. Still Take You Home
05. Dancing Shoes
06. From The Ritz To The Rubble
07. Teddy Picker
08. This House Is A Circus
09. Fake Tales Of San Francisco
10. Balaclava
11. Temptation Greets You Like Your Naughty Friend (Ft. Dizzee Rascal)
12. Old Yellow Bricks
13. I Bet You Look Good On The Dancefloor
14. If You Were There, Beware
15. Fluorescent Adolescent
16. Mardy Bum
17. Do Me A Favour
18. Leave Before The Lights Come On
19. The View From The Afternoon
20. Diamonds Are Forever
21. 505
22. A Certain Romance
-

Son Gölge Kuklaları

Bu senenin müzikte en büyük sürprizi kuşkusuz The Last Shadow Puppets oldu. 60'ların spagetti western denen, şimdikilerin James Bond Theme diye isimlendirdikleri müziğe harika bir albüm hediye etti genç ikili. The Age Of The Understatement şarkı olarak Muse'un Knights of Cydonia'sını andırsa da 2. single Standing Next To Me bayrağı bir adım daha ileri taşıyor ve kuklaları Mercury ödüllerinde daha iddialı hale getiriyor.

indir

The Verve - Love is Noise


Richard baba albümü bitirdi festival festival gezdi bu yaz, okulunu başarıyla geçmiş bir öğrenci gibi. 19 Ağustos'ta Forth albümü raflarda olacak, bu da ilk single. Portishead'in Third'ünden sonra Forth ismini seçmek risk gibi aslında, en az o kadar iyi bir albüm olduğunu tahmin etmiyorum, gerçi hangi The Verve albümü baştan sona şaheser o da muallak. Şarkı hakkında da çok atıldı tutuldu ama ben comeback şarkısı olarak sevdim kendisini. Gürültülü aşkları sevenlere gelsin, aaa aaa aaaa.

indir