13 Mart 2009 Cuma

Pete Doherty - Grace / Wastelands

Devlete sesleniyorum. Ev, okul (iş), spor üçgeninde harcanan bedbaht hayatlarımıza biraz olsun griden farklı bir renk katan kişileri koruyun. Özellikle İngiliz olanları. Haftaiçinin yeşil rengi Şampiyonlar Ligi'ni dağıtan İngiliz takımlarından bahsediyorum öncelikle. Ne demek kardeşim 3 tane İtalyan'ı küt diye kupa dışında bırakmak. Artis misiniz lan? Çeyrek finaline 8 takımın kaldığı Cup No.1'da 4 takımla devam etmek nedir, İtalyanları süpürmek nedir, ayıptır.

Londra'da boşu boşuna yaşama isteği artmıyor insanın. Havası pek açık olmayabilir tamam da havaya bakan kim! Dünyanın en iyi futbol ligi orada ve işin daha da çekici tarafı dünyanın en iyi müziği orada. Evden de dinliyosun diye gelmeyin bana, bi Iamx'in gelmesi için 3 sene, adam gibi bi festival görmek için 5 sene bekliyoruz. Q, Nme dergilerini karıştırırken gözlerim dolu dolu oluyor, 10 sayfa turne haberi mi olur ya, bize de yazık.

Topu, gitarı güzel ülkenin en iyi yıldızları sorunlu olmazsa da olmuyor. Steven Gerrard'ı daha geçen hafta barda adam dövmekten tutukladılar, sonra kefaletle bıraktılar. Amy Winehouse'un suratının bakılacak hali kalmadı uyuşturucudan. Ve kankası Pete Doherty... Gelmiş geçmiş en sorunlu yıldızlarından biri İngilizlerin. Basının karşısında uyuşturucu partileri, Kate Moss'un hayatına edişi, hayranlarına ev işlerini yaptırması, Amy ile fare incelemesi, festivallerde sahneye çıkacak hali olmaması yüzünden konserlerin iptali, grubunu dağıtıp sonra Carl Barat'la yaptığı kavgalar bla bla bla... Arkada sürekli konuşan elemanların 'hoca bana taktı' söyleminden öte adam yediği bokları kabul ediyor, özür diliyor, diliyor dilemesine ama her yeni kontrolde kanında eroin çıkıyor.

Babyshambles'ın Shotter's Nation'ı Pete için büyük bir dönüm noktası sanırım. Albümden sonra Mtv'de canlı performans verecek düzeyde düzelmesi fanları için güzel, akustik şarkılarını toplayıp albüm yapma kararı vermesi daha da güzel haber oldu. Stephen Street'in prodüksiyonunu ve Pete'nin ebeveynliğini üstlendiği albüm sekiz haftada Londra'da efsane Olympic Studios'da kaydedildi. Stephen'ın disiplininin yanı sıra bu albümün güzelliğini gitarlara geçen Graham Coxon'a bağlayabiliriz.

İki büyük star sağlıklı olarak yanyana gelirse ortaya ne çıkar The Last Shadow Puppets'da görmüştük, buna dejavu mu demeliyiz bilmiyorum çünkü sound olarak da birbirlerine yakın albümler yaptı bu ekipler. Pete'nin gerçek anlamda geri dönüş ve kendini yenileme, değiştirme albümü Grace / Wastelands'i 60'larda çıksa şimdiye tapınabileceğimiz albümlerden saysam hiç abartı olmaz. 3 günde mi verdin bu kararı derseniz, iyi müziği ilk dinleyişte tanırım derim. (hehe) Öyle şahane anlar barındırıyor ki albüm şimdiden bu yılın en iyi 10 albümü arasına girer benim için. Açılışta sayarak başlayan Arcadie sizin bitmesin diye sayarken bitirmenize neden oluyor, nefis. Hemen arkasından giren Last of the English Roses hafifçe sallanmanızı salık veriyor, albümün en iyilerinden. Yumuşak vokaller, gitarların güzelliği Pete'yi uzun süre affetmenize neden olacak eminim. Broken Love Song, New Love Grows On Trees, albüme son anda eklenen Through the Looking Glass (Lost'a selam ederiz), Salome (Oscar Wilde'e selam ederiz) Pete'nin şarkı ve söz yazımının üst düzeyde birleştiği harika şarkılar.

Albümün iki yıldızı ise Lady, Don't Fall Backwards ve A Little Death Around the Eyes. Bu şarkıları şimdiden sarhoşken dinlemekten korkuyorum, zira uzun zamandır içime dokunan en ağır şarkılar. Gitarlar, yaylılar 2008'de tepeye çıkan geçmiş aşkını en üst düzeye taşıyor, bir Ennio Morricone, bir Burt Bacharach hissini su yüzüne çıkarıyor. Tahminim bu albüm resmi çıkışından sonra ortalığı sağlam sallayacak, Pete de Alex Turner'a Libertines'le Monkeys için açtığı kapının karşılığını Puppets'tan kendi albümü için verdiği ilhamla alacak. Kesinlikle tavsiye ederim.

3 yorum:

jazz dedi ki...

az önce dinledim ve aksan diyorum başka da bir şey demiyorum.

AOE dedi ki...

Albümdeki şarkılardan özellikle Through The Looking Glass'ı çok beğendim.
Elinize sağlık yazı için de.

orjin şov 41 dedi ki...

kesinlikle dehşet olmuş.barat ı daha çok sevmeme rağmen doherty bu albümle farklı olduğunu gösterdi.sıra barat ta.