konser etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
konser etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Nisan 2009 Pazartesi

Devasa Konser Sahneleri Vol. 1: Haarp

Aslında en şaşaalı olanından, 'The Wall'dan başlamam lazımdı bu seriye ama gönül en sevdiğinden başlamak istiyor direkt. Wembley konserine kadar Muse'un övündüğü konser Glastonbury festivalinde headlinerlık yaptıkları konserdi. 2006'daki konser için Matt, ''o sahnede Rage'i, Jeff'i izledik, şimdi orada çalacak olmak en büyük rüyalarımın gerçekleşmesi'' demişti. Fakat bu büyü konser sırasında gerçekleşen felaket yüzünden onlar için yeterince coşkulu olmadı, Dom'un babası Muse'u izlediği ilk konserde, Glaston'da kalp krizi geçirdi ve öldü. Muse'un Black Holes and Revelations öncesi dağılma eşiğine gelmesi, sonra albümde mutsuz bir şey duymak istememeleri yüzünden böyle bir albüm yapmaları da bu yüzdendir.
Wembley konser haberini BBC ekranından duyurdu Muse ekibi. Bu konserin en büyük özelliği yenilenip büyütülen Wembley Stadı'nda yapılacak ilk konser olmasıydı. Bu yüzden coşkulu bir şekilde adaya ve tüm Avrupa'ya yayıldı haber. Sonradan George Micheal'ın Muse'un önünde konser sırası kapması biraz moralini bozdu tabii elemanlarımızın ama bu gaza gelmiş seyircinin hızını kesmedi. 3 saat gibi bir zamanda 65 bin biletin tamamı tükenince organizatörlerin iştahı açıldı, ikinci akşam için çıkan biletlerin sonu da aynı oldu, çok kısa bir sürede arka sıralar dışında bilet bulunamayacak hale geldi.
Muse elemanlarının uzay tutkusunu duymayan kalmamıştır herhalde, en azından Muse'u az da olsa duymuş insanları kastediyorum. Bu uzay sevdaları yüzünden bir ara uzaya gidecekleri haberleri Türk gazetelerinde bile yayınlandı. Konsere adı verilen Haarp teknolojileri, uyduları sebebiyle konsere helikopterle gelinmesi planlandı ilk düşüncede, ancak güvenlik nedeniyle izin çıkmadı. Yine fantastik bir düşünce olarak Jetpack fikri çok uçuk bulundu, ama yine de vazgeçmediler, seyircinin ortasına kadar uzanan bir tünelden girip asansörle seyirci karşısına çıktı Muse beyler.
Türkiye'de izlediğim en iyi sahne de Rock'n Coke'daki Muse sahnesiydi spiral arka planıyla. Ayrıca gitmek isteyip de gidemediğim konserler sırasının bir numarasında bu konsere kadar 7 Nisan 2002 Muse konseri vardı. Şartları zorlamaya çalıştım ama öğrencinin hali belli diyim. Geçen senenin müzik ödüllerinin büyük kısmını topladı Muse bu konserle. Dvd'sini tekrar tekrar izlemek her Muse'cunun farzıdır. Son olarak bir iki de video koyayım aşağıya da sabahlar olmasın.


15 Şubat 2009 Pazar

Fin Hamamı Sıcağı Ankara'daydı

Öncelikle Olmeca'yı tebrik etmek lazım. The Rasmus'u sömestre biterken böyle güzel bir zamanda hem de iki şehirde izleme fırsatı yarattıkları için. Ayrıca sorunsuz bir organizasyon hazırlayıp tekilanın fiyatını 5 TL'de tuttukları için. Rockncoke'da Masstival'de küçücük biralara dünya para veren bünyelere iyi gelen bir konser oldu muhakkak. Gerçi giriş fiyatı bi dünya, tekila ucuz olsa kaç yazar derseniz ortalığın çoluk çocuk kaynamaması açısından güzel oldu. Hardcore Rasmus fanları sahne önü biletleriyle rahat bir konser izlediler, arka taraf da eksik kalmadı, gayet coşkun bir seyirci vardı.

Rasmus'u sahnede ilk kez izleyen biri olarak performanslarından fazlasıyla memnun kaldığımı söyleyebilirim. Takır takır neredeyse hatasız çaldılar, albümde ne dinlediysek onu duyduk sahnede, baya takdir ettik. Neredeyse bütün hitlerini çaldılar, aralara da çoğunluğu son albümden olmak üzere şarkılar sıkıştırdılar. Lauri'nin seyirciyle iletişimi çok iyiydi, çok sağlam eğlendirdi kendisi. Sahneye dökülen birayı grup çalarken temizlemeye giren elemanı biraz garipsediler, basist arkadaş bu çok ilginç, sizin ülkenizde grup çalarken sahnede temizlik yapılabiliyor mu diye hafiften dokundurdu. Cihan'la birlikte arkadan her şarkı arasında Guilty diye bağırışımızı da tepkisiz bırakmadılar sağolsunlar, In The Shadows'dan sonra Lauri oralardan birileri bağırıo, onlar için gelsin şimdi, Guilty dedi, meğer herkes de biliyormuş baya bir gaz oldu şarkı.

Gecenin diğer akılda kalan tarafları, güzel Olmeca kızları, Lauri'nin giydiği garip tişört (askılının üstüne omuzları ve kollarını kapayan bir şey giymiş gibiydi, koltuk altları açıktı, garip dedim ya), yurtdışından gelen Rasmus fanları, (özellikle pantolon askımı çok beğenen İngiliz hatun -belki de değil ama İngiliz gibi geldi- abartıp arkadan çekti askılardan falan kafası çok sağlamdı), biste Lauri'nin akustiğiyle çaldığı Sail Away ve tabii ki In The Shadows'da yardıran seyirci helallikti. Son olarak bu konsere tabiri caizse beleşe girmemizi sağlayan İtüsözlük'e teşekkür eder, Saklıkent'e girmemizle (10:30 civarı) sahneye çıkan Rasmus'u tekrar beklediğimizi söylemek isterim. Zaten giderken memnun gittiler, tekrar gelicez tipinde açıklamalar yaptı Lauri. Güzeldi, kaçıranlar için üzüldüm..