u2 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
u2 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
12 Eylül 2010 Pazar
U2 Istanbul Konseri
Eti Kekler:
u2
17 Nisan 2009 Cuma
Devasa Konser Sahneleri Vol 2: Zoo TV
Dünya genelinde 157 konser...4 milyon seyirci...
52 kamyon...
36 dev ekran...
1,200 tonluk ekipman...
3 mil uzunluğunda kablo...
1 milyon watt'lık güç...
2000 evi yaşatmaya yetecek kadar elektrik enerjisi...
Tüylerimi diken diken görüntüleriyle U2'nun, belki de dünyanın en pahalı turu Zoo TV. Bono'nun deyişiyle 5 kuruş para kazanamadıkları, sadece eğlenmek uğruna batmayı göze aldıkları muhteşem konserler silsilesi. Bu kadar insanı bir Türk grubunun toplayabildiği, bu kadar bütçeyi gözden çıkarabildiği gün müziğimizin geliştiğine anca inanırım.


Eti Kekler:
u2
26 Şubat 2009 Perşembe
U2 - No Line On The Horizon
Yeni çıkan şeyleri düşündüğümde aslında çok materyal var. Starsailor bahsini yapmayı düşündüğüm ilk sıradaydı, fakat o kadar düz bir albüm ki The Thames ve Tell Me It's Not Over dışında ne yazsam boş dedim ve öyle kaldı. Yeah Yeah Yeahs, The Fray, Pete Doherty ve bir kaç daha yeni albüm usulca sıralarını bekliyorlar, tabii ki öncelik büyük ağabeyde.Bugüne kadar çok uçuk derecede hasta bir U2 fanıyla tanışmadım. Tanıdığım onca insan arasından en fazla U2 dinleyen benim sanırım. Geçen gün bir kıza denk geldim sadece, o da Bono'nun karizmasıyla fazla ilgili olunca hevesim kırıldı. 2000 yılında olması lazım, bir Blue Jean sayısında Özlem'in yazısında, U2 dinleyen insanların yaş grubunun 30 civarı olmasından dert yanmıştı. 80 yılında U2 çıktığı zaman teenage olmaya geliyor söz yine dönüp dolaşıp. Bir de müziklerindeki derinliği kavrayabilecek kadar sabırlı olmaya bakıyor.
U2 bugüne kadar gördüğüm en fazla kabuk değiştiren, evrim geçiren grup. 90'ların sonuna doğru Pop'la yarattıkları hayal kırıklığından sonra, tekrar küllerinden doğmaları olağanüstüydü. U2'nun o zamandan Discotheque'le yapmaya çalıştığını günümüzde yapan bir çok grup olması doğru iz üzerinde olduklarını gösteriyor bugün, fakat o zaman için erkenmiş demek ki. Pop'tan dönüşten sonra çıkardıkları elektro gitarlar 2 tane devasa albüm yaratmaya yetti, sıradaki ise merak konusuydu. Takdir gördükleri yolu takip edip kolaya kaçmalarını bekliyordum, yanıldım. Onlar böyle güzel albümler yazsınlar, ben sonsuza kadar aynı müziği dinlemeye devam edebilirim.
Get On Your Boots'u ilk dinleyişlerimde, U2'nun son iki albüm aksine Pop süslü bir şeyler yaptığını tahmin etmiştim. Yenik düştükleri yolda bir kez daha savaşmayı göze alacakları meçhuldü, fakat bir grubun Frontman'i Bono'ysa, her türlü savaşa gireceklerini hissedebilirsin. Albümü döndürdüğümde ise farklı bir gerçek buldum, Get On Your Boots albümün açık ara en kötü ve en farklı şarkısı. 'Ben burada ne yapıyorum' diye bas bas bağırıyor adeta. Rolling Stone'un 5 yıldız verdiği albüme track by track bakalım:
Açılış şarkısı, yeni stadyum hit'i olacağı garanti, No Line On The Horizon'ın yanında Get On Your Boots şöyle anlatılabilir ancak: Tereyağlı iskender vs patates cipsi. Keza albümün devamı için de aynı sözleri söylemek mümkün. Kafadan gözüme giren, kelime anlamını hakeden Magnificent'da Bono ve ulubatlı Edge "I was born to sing for you" diye haykırırken, doğru diyorsunuz adamım diyorum istemsiz. Hemen bir sonraki track'te canınızı almayı bekleyen Moment Of Surrender'ı saatlerce döndürdüm geçen gün uyurken. Yaylılarıyla, vokalleriyle ve bitirici, öldürücü son solosuyla 8 dakika akıp gidiyor adeta. "I tied myself with wire / to let the horses roam free / playing with fire / until the fire played with me." Bu güzelliği yazan adamın "I've got a submarine / you've got gasoline" dediğini de unutmayalım Get On Your Boots'ta. Dediğim gibi ne arıyor bu şarkı burada, I'll Go Crazy if I Don't Go Crazy, StandUp Comedy gibi şarkıların arasında adeta bir utanç. Gözüme çarpan diğer bir güzellik de White as Snow. Bugün Eskişehir'i tamamen teslim alan karın altında otobüs beklerken defalarca döndürdüm, basılmamış karlara bastım ve mırıldandım:
Once i knew there was a love divine.
Then came a time I thought it knew me not.
Who can forgive forgiveness when forgiveness is not,
Only the land as white as snow...
Dinleyin, dinlettirin, bu güzelliği sadece 30 yaş üstüne bırakmayın.
Eti Kekler:
u2
19 Ocak 2009 Pazartesi
Süper Güç U2
Akşam Ntv'de Barack Obama'nın başkanlık kutlamaları vardı. Bu konuda en güzel yorum Aceto'dan geldi: Amerika'nın yeni başkanının sünnet düğünü tadındaki kutlama töreni neden Türkiye'de naklen yayınlanır, nedir bu Obama sevgisi, anlamış değilim. Gerçekten de garip bir durum vardı akşam; Cumhuriyet kutlamalarını, Akp protestolarını yayınlamayan bir Türk (!) haber kanalı Amerika Başkanı'nı kutluyordu. Biz de kutlayalım madem, hayırlı olsun, kıçınıza başınıza kına yakın, Obama abiniz Ermeni Tasarısını kabul edince de bayram yaparsınız artık.Süper güç Amerika müzisyenler için -özellikle Brit müzisyenler için- fethedilmesi kutsal sayılan topraklar bir nevi. Robbie Williams'ın senelerce uğraşıp başaramadıktan sonra kendini Euro Gay Pop'una adayışını hüzünle (hiç de üzülmedim) izledik. Amerikanlara sesini duyurabilen İngiliz grup sayısı gerçekten az. Muse'u yakından takip eden bir insan olarak son iki-üç senedir harcadıkları eforu uzaya harcasalardı yeni bir galaksi keşfedeceklerini iddia edebilirim. Son olarak Twilight filminin en eğlenceli yerlerinden birinde Supermassive Black Hole kullanılınca Muse Last.Fm'de birden bire Amerikanların etkisiyle toplam dinlenme listesinde Red Hot'u geçmeyi başardı. Hayırlı olsun ne diyelim.
Amerika'nın taparcasına sevdiği Brit gruplardan biri bildiğiniz üzere Coldplay. Diğeri ise bu işi senelerdir iyi kıvıran U2. Sadece Amerikan halkına yakın bir grup değil U2, Amerikan başkanlarının odasına girip çıkabilen, konserlerinden başkanı arayabilen, bununla eğlenen ve özellikle Afrika için Amerikan başkanlarını boğan bir grup. Thom Yorke'un Bono'yu Amerikan başkanlarının kıçını yalamakla eleştirdiği günlerdeki Bono'nun yanıtını yazmıştım; Afrika için Amerikan Meclisinden 6 Milyar Dolar ödenek çıkarmayı sıkıyorsa kendi başarsın.
Dün akşamki kutlamalar o yüzden U2, Bono ve Afrika için çok önemliydi. Bono'nun yeni Amerikan başkanını sıkıştırabilmesi için elbette ki sünnet düğününe katılması, hatta piyanist şantörlük yapması gerekecekti, öyle de oldu. Arada Afrika'yı ve Filistin'i anması da Bono gibi kurnaz bir adamın niyetini sezdiriyordu. Umarım Bono, Brian Eno'nun İsrail'e verip veririştirmesinin yanında durup iki çift laf da o eder sonraki günlerde. Bekliyorum.
Bu kadar konuşulan bir olayın sıcağını kaçırmadı U2. No Line on the Horizon'dan ilk şarkıyı hemen bu tüm Türkiye tarafından (!) konuşulan olayın ertesi günü piyasaya sürdü. Get On Your Boots adlı şarkıda U2 son 2 albümünden çok ayrı bir rota izlemiş, dinleyince göreceksiniz. Bakalım No Line On The Horizon U2'nun ikinci Pop başarısızlığı mı olacak yoksa bu sefer becerebilecekler mi? Bana 2. seçenek daha yakın görünüyor şimdilik. Buyrun yeni şarkı Get On Your Boots.
indir
Etti 2. Eh Blogger.
Eti Kekler:
u2
3 Aralık 2008 Çarşamba
U2 - I Believe In Father Christmas
U2 yeni albümden kayıtları 2009'un ilk aylarında yayınlayacağını açıklamıştı fakat görünüşe göre U2 fanları için (tabii ki benim için de aynı zamanda) Christmas erken geldi. Grup Greg Lake'in I Believe In Father Christmas'ını coverlayarak yılbaşı listelerini hedefleyen bir single çıkardı. (Yılbaşında insanların birbirlerine aldığı hediyeler arttığından albüm satışları da artıyor genelde, bu yüzden yeni yıla liste başı girmek bir çok müzisyeni sevindiriyor, özel hissettiriyor sanırım.)
Ayrıca bu kayıt Bono'nun Afrika için yeni yardım hareketi (RED)WIRE için bir debut. Afrikalı Aids hastaları için ilaç alımını arttırmayı hedefleyen (RED)WIRE yeni bir download sitesi. R.E.M., Coldplay, Bob Dylan ve Jenny Lewis'in da destek vereceğini açıkladığı (RED)WIRE Londra'da kaydedilen bu şarkıyla açılışını yaptı.
Artı olarak U2 da yaptığı açıklamada yeni albüm için kaydettikleri 50-60 şarkıdan (brüşşşş) elemeler yapıp albüm için seçeceklerini söyledi. Belki de double disc olur kimbilir, negzel.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)